📍 Detaylar
Bilgi:
Adı Seyfullah Kasım’dır. Yavuz Sultan Selim devrinde (1512-1520) Bağdat’tan İstanbul’a göç edip önce Kasımpaşa’da, daha sonra Silivrikapı’da bir tekke kuran Şeyh Seyyid Nizâmeddin Ahmed Efendi’nin oğludur. Ailesi ve hayatı hakkında bilinenlerin önemli bir kısmı mensur Câmiu’l-maârif adlı eserinde verdiği bilgilere dayanmaktadır.
Daha sonra eğitimini ilerletmesi için babası onu Halvetiyye’nin Sinâniyye kolunun kurucusu İbrâhim Ümmî Sinan’a gönderdi. Seyrüsülûkünü tamamlayınca şeyhi ona babası Seyyid Nizam’ın hâtırasını yaşatmak için Nizâmî tacı giydirdi. Ardından Silivrikapı dahilinde kendisi için inşa edilen Emîrler Tekkesi’nde irşad faaliyetine başlayan ve uzun yıllar burada irşadla meşgul olan Seyyid Nizamoğlu 1010 yılı Muharrem ayında (Temmuz 1601) vefat etti ve tekkesinin hazîresine defnedildi. Seyyid
Kendisinden sonra Emîrler Tekkesi’nde oğlu Cüneyd postnişin olmuştur. Seyyid Nizamoğlu’nun bir diğer halifesi Hakîkîzâde Osman Efendi’dir. Eğrikapı civarındaki Hakîkîzâde Tekkesi’nin ilk şeyhi olan Osman Efendi, Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi’nin Halvetî şeyhidir.
Seyyid Nizamoğlu’nun eserlerinde ilâhî aşk, Ehl-i beyt muhabbeti ve on iki imama bağlılık önemli bir yer tutar; birçok şiirinde bunları coşkun bir dille ifade etmiştir. “Bu aşk bir bahr-i ummandır buna hadd ü kenâr olmaz / Delîlim sırr-ı Kur’an’dır bunu bilende âr olmaz” beytiyle başlayan nihâvend ilâhisi bestelenerek tekke muhitlerinde yaygın biçimde okunagelmiştir. Sünnîliğin hâkim olduğu Osmanlı toplumunda irşad faaliyetinde bulunmasına rağmen, “Kim ister Mustafâ’dan bula izzet / İmâm-ı Ca‘fer’e kılsın itâat” veya, “Yetmiş iki milletin hiçbiri nâcî olmadı / Mezheb-i hak ister isen Ca‘ferî ol dâimâ” gibi beyitlerinde Ca‘ferî olduğunu açıkça belirtmiştir. Buna karşılık Câmiu’l-maârif adlı eserinde “Cemî‘-i Ehl-i sünnet ve’l-cemâat / Tarîki üzre olmaktır saâdet” gibi ifadelerinin yer almasını Abdülbaki Gölpınarlı takıyye olarak nitelendirmiştir. Vahdet-i vücûd düşüncesini coşkun bir dille ifade eden Seyyid Nizamoğlu’nun eserlerinde Hurûfîliğin tesiri de görülür. Ancak Hurûfîliği hiçbir zaman Nesîmî gibi temel doktrin haline getirmemiştir. Şiirlerinde haksızlık, adam kayırma, rüşvet ve ilmiye sınıfındaki bozulma gibi sosyal yaralara temas edip bunları eleştirmesi diğer tasavvuf şairlerinde görülmeyen önemli bir özelliktir.
Eserleri. Seyyid Nizamoğlu’nun manzum eserleri bir külliyat halinde basılmıştır.